Bir Sanatçının Portresi 2: David Bowie


Sanatçı, dahi, aykırı, Rock yıldızı… David Bowie bu sözcüklerin kişileşmiş hali. Tarzıyla daima adından söz ettirdi, hatta özellikle 1970’ler, 1990’lar ve 2010’larda yaptığı çalışmalarla müzisyenlere yenilikçi bakış açısıyla örnek oldu. Bugünkü pop, rock ve glam ekolünü önemli derecede etkileyen bir idol olarak hayatımızda iz bıraktı.

David Bowie müzisyenliğiyle öne çıksa da aslında çok yönlü bir sanatçı. Kariyerine sığdırdığı pek çok filmle birlikte başarılı bir aktör ve prodüktör olduğunu da kanıtladı. Bu hafta, onun bu kendine has yaşamını ele alıyoruz.

 

Esas adı David Robert Jones olan, 8 Ocak 1947’de hayata gözlerini açan Bowie, 13 yaşında saksafon çalmaya başlamıştır. Erken yaşta üvey kardeşi Terry’nin akıl hastanesine yatması, daha sonra da 1985 yılında intihar etmesi David’in ruhunda derin yaralar açmıştı. Terry, onun Rock müzikle tanışmasına ve müzik aşkının kalbinde yeşermesini sağlayan kardeşiydi. Ve Bowie, onun için ‘Jump They Say’i yazdı.

16 yaşında liseden mezun olan David, reklam ilisturatoru olarak çalışmaya başlamış, bir yandan da dönemin rock gruplarıyla içli dışlı bir hayat sürmüştür. O dönem de  Amerikalı Jim Bowie’nin ürettiği bıçaktan esinlenerek kendi soyadını Bowie olarak değiştirmiştir. Ayrıca kendine has göz yapısı da, arkadaşı George Underwood ile bir kız yüzünden girdiği yumruklu kavganın eseridir. David onun yüzünden pek çok operasyon geçirmek zorunda kalsa da, Underwood ile arkadaşlığını bitirmemiştir; hatta Underwood, Bowie’nin ilk teklisi “Liza Jane” de ritim gitar ve armonika çalmıştır.

 

Bir süre beklediği başarıyı elde edemeyen Bowie, deneysel çalışmalarına o dönem de devam etmiş, hatta bir ara kendini İskoçya’daki bir Budist tapınağına kapatmıştır. Daha sonra da kendi pandomim gurubunu kurmuş, hayatını oyuncu Angela Bowie ile birleştirmişti. Bu evlilikten yönetmen oğulları Duncan Jones dünyaya gelmiştir. 1980 yılında boşandılar.

 

1969 da müziğe geri dönen Bowie, aynı yılın yazında Space Oddity’i yayınladı. Bu tekli, Stanley Kubrick’in 2001, Space Odissey filminden ilhamla yazılmıştır. Şarkı, Major Tom adında hayali bir astronotun uzaya fırlatılmasını konu almaktadır ve Apollo 11’in inişinde kullanılmasıyla büyük ün kazanmıştır. Ayrıca Bowie, kendince karakterler uydurmayı ve onların hikayelerini şarkılarıyla anlatmayı sıklıkla tercih eden bir sanatçıdır, en ünlü karakteri de biseksuel alterego karakteri Ziggy Stardust’tur. Kendisi dünya dışı varlıklarla iletişim kuran bir Rock yıldızıdır ve The Rise and Fall Ziggy Stardust and The Spiders From The Mars isimli konsept albümde hikayesi anlatılır. Bowie bu karakteri yaratırken İngiliz Rock’n Roll şarkıcısı Vince Taylor’dan ilham aldığını söylemiştir. Ve bu albüm glam Rock stilinin eşsiz bir örneği olarak müzik arşivlerinde yerini bulur.

 

1970 yılında ‘The Man Who Sold The Word’ albümü, onun yıldızının patlamasını sağladı ve böylece Bowie daha büyük kitlelere ulaştı. Lou Reed ve Iggy Pop gibi pop yıldızlarının albüm prodüktörlüğünü yapan Bowie, daha sonra ‘Alaaddin Sane’ albümünü çıkardı. Bu albumde Mick Jagger ve Keith Ricards ile işbirliği yaptığı ‘Lets Spend the Night Together’ isimli bir parça da vardır. Ardından nedense Pink Floyd, The Who gibi efsane sanatçıların coverlarının bulunduğu ‘Pin Up’ isimli albümü yayınladı. Çok üretken bir sanatçı olan David Bowie’nin pek çok albümü oldu, ama bunların içlerinden en önemlisi Heroes albümü oldu. Aynı ismi taşıyan şarkı, Berlin Duvarı’nda buluşan iki sevgiliyi konu alır.

Bowie’nün bir film yıldızı olarak ilk yükselişi ‘The Man Who Fell to The Earth adlı bilimkurgu filmiyle olmuştur. Film, Walter Tevis’in aynı adlı kitabından sinemaya uyarlanmıştır. Fena film değildir, izlenir. 1986 yılında fantastik bir film olan Labryrinth’te, bir uzaylıyı canlandırmıştır. Bu film bir kült haline gelmiştir. Film yıldızı olarak yükselen Bowie’nin o yıllarda müzik kariyerinde bir düşüş yaşanmıştır.

1989 ve 1991 yıllarında Time Machine isimli grupla iki albüm çıkarsa da başarılı olamamıştır. 1996’da Rock’n Roll Hall of Fane’e kabul edilmiştir. O dönem  model İman Mohammed Abdülmajid ile evlenmiş, bu evlilikten Alexandra Zahra Jones isimli bir kızı olmuştur. 2004 te bir kalp krizi geçiren Bowie o günden sonra ölüm korkusu yaşamaya başlamıştır. 2008 de Scarlet Johansson’un ‘Anywhere I Lay My Head’ isimli albümüne katkıda bulundu. 2006 ta Grammy Ömür Boyu Başarı Ödülü almıştır. 2013’te ‘The Next Day’ albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu. Bu albüm bilboard listelerinde iki numaraya kadar çıkmıştır. 2016’da, doğum gününde son albümü Black Star’ı yayınladı. Ve iki gün sonra, 10 Ocak 2016’da altı aydır kanserle süren mücadelesine yenilerek hayatını kaybetti.

 

David Bowie, geriye 26 albüm, birkaç film ve ilham verici bir miras bıraktı.

 

 

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Sanatçının Portresi 2: David Bowie