Filiz Şakar İle Eğlenceli Sohbetimiz; “BUYRUN SİZE PİLLİ KÜTÜPHANE!”


Filiz Şakar’ı tanıyanlar ya da en azından kulak aşinalığı olanların aklına ilk gelen şey kuşkusuz yaratıcı kitap isimleridir. Pilli Kütüphane lakabıyla, sıcacık kurguları ve samimi tavırlarıyla içinizi ısıtan yazarımızın, yazarlık serüvenine birlikte göz atmaya ne dersiniz? İşte Ev Kızı Evren, Has Kız Hazal gibi bir çok kitabın baş mimarı, taze anne Filiz Şakar’ın ağzından en merak ettiğiniz soruların cevapları…

 

“EŞİM EN BÜYÜK DESTEKÇİM!”

Yazmaya nasıl başladınız? Ne kadar süredir yazıyorsunuz?

Ortaokul dönemlerimde küçük skeçler, senaryolar yazıyordum. Uzun süre bu tip senaryo metinleriyle devam ettim. En son üniversite yıllarımda bir tiyatro topluluğundayken senaryolarımı tükettim ve çok çok uzun bir süre hiç yazmadım. Edebi metin noktasına hiç bulaşmamıştım ancak Pilli Kütüphane blogunu açıp yoğun bir şekilde kitap okumaya başlayınca, Ev Kızı Evren’in kurgusu beynimde dönmeye başladı. İlk düz yazı, serbest stilim Ev Kızı Evren’dir. Sonra işte buradayız.

 

Sizi yazmaya teşvik eden birisi veya bir şey oldu mu?

Çok net bir şekilde eşim benim en büyük destekçimdi. O dönemler henüz nişanlıydık ve herkes bana yapamazsın, mümkün değil derken o arkamdaydı. Tıkandığım noktalarda hep ilhamım o oldu. Yazmayı tamamen bırakmaya niyetlendiğim bir dönemde beni teşvik eden de odur. Hala da yazıyor olmamdan büyük gurur duyar.

 

Yazarken ilham aldığınız bir şey ya da olmazsa olmaz dediğiniz bir şey var mı? İlham aldığınız bir şey…

Aslında çok kitap okumak diyeceğim bu sorunun cevabına galiba… Çünkü merak edip araştırdıkça, yeni bilgiler okuyup öğrendikçe veya sadece keyif için okuduğumda, ilham perileri başıma üşüşüyor. Ha bir de çocuk doğurmak var. Eğer ilham perisi başınızdan hiç gitmesin istiyorsanız bir çocuk doğurun.

 

Karakterlerinizi oluştururken sizi etkileyen özel birisi veya bir şey oldu mu?

Hep söylüyorum. Karakterlerimi direk olarak benim hayatımı öyle veya böyle bir şekilde etkilemiş insanlardan seçiyorum. Kiminin huyunu aktarıyorum kendi yazdıklarıma kiminin adını… Ama hayatımda hiç varolmamış birini yazabileceğimden emin değilim. Görmediğim, hissetmediğim bir duyguyu nasıl aktarabilirim ki? Bu biraz ona benziyor.

 

Şuana kadar yazmış olduğunuz kitaplar arasında sizin için daha özel olanı var mı? Neden?

Aklıma ilk Ev Kızı Evren gelmiş olsa da, bu sorunun cevabı açık bir şekilde Pilli Bir Gün. Yazmakta çok zorlandığım bir hikaye. Çünkü birebir (belki birkaç ufak düzeltmeyle birlikte) kendi hayatımı, yaşadıklarımı anlatıyorum Pilli Bir Gün’de. İstiyorum ki, insanlar yaşadıkları olaylar karşısında yalnız olmadıklarını bilsinler. Çoğumuz aynı sıkıntıları çekiyor, aynı dertleri paylaşıyoruz. Ancak bunu anlatmak zor geliyor. Bu hikaye hepimizde ortak bir nokta olsun istiyorum. En doğru duyguları aktarmak için uğraşıyorum, o yüzden yazması çok yorucu (duygusal anlamda).

 

“SEVGİLİMİN BABASI BANA BİR OTOBÜS FIRLATTI!”

Kitap isimleriniz ilgi çekici ve oldukça yaratıcı. Bu konuda size ilhan veren herhangi bir şey var mı?

Aslında bakacak olursak, Evren ismi ortaokulda basketbol koçumun bana hitap şekliydi (Evet, Pilli Bir Gün’de detaylarını anlatacağım.) Her zaman aklımın bir köşesindeydi Evren ismi. Ve aslında hiçbir yerde açıklamasam da, kitap bloğu açmadan önce, ev işleri üzerine bir blog açmıştım. Adı da Evrence falan gibi bir şeydi. Yani Ev Kızı Evren’in kurgusu oluşmadan önce ismi hazırdı diyebilirim. Diğerleri de (Has Kız Hazal, Pelerinli Kız Pelin) o kurgunun içinden, kendi kendilerini yarattılar. Ancak Sevgilimin Babası Bana Bir Otobüs Fırlattı ismi tamamen eşimin fikriydi. Kurgunun ilk aklımıza gelişi bizim kız isteme dönemlerinde yaşadığımız stresin fantastik bir açılımı şeklindeydi. Böyle konuşurken, “Düşünsene baban bana otobüs fırlatırmış!” falan dedi eşim. Oradan hooop Sevgilimin Babası Bana Bir Otobüs Fırlattı.

| İlginizi çekebilir: Türkçe Rap’in Parlayan Yıldızlarından Burak Ömer Toprak ile Röportaj

 

Sizce bir kitabın okura hitap etmesindeki temel unsur nedir?

Sanırım röportajın en zor sorusu! Ben de yazardan önce bir okur olduğum için, pencerenin diğer tarafından bakacağım olaya. Benim okur olarak beklentim, karakterlerle kendimi bağdaştırmaktır. Bir duygu kıvılcımı, bir hareket, bir tarz… En ufak bir benzeyiş beni o karaktere bağlar, yakın hissettirir. Doğal olarak yazarken de kendime yakın hissettiğim, yolda yürürken karşılaşabileceğim bir karakter olmasına dikkat ediyorum. Eğer o yol üzerinde herkes normalken benim karakterim Venüs’den gelmiş gibi duruyorsa bir sıkıntı var demektir.

“VAMPİRLER ÜZERİNE BİR KURGU YAZMAK İSTİYORUM!”

Şuan üzerinde yazmak istediğiniz bir konu var mı?

Aslında o furyayı kaçırdım ama Vampirler üzerine bir kurgu yazmak istiyorum. Ben yazmaya başladığım dönem Vampir yazmak çoktan demode olmuştu, o yüzden çok da cesaret edemedim ama kim bilir, belki ben tekrardan canlandırırım bu alanı.

İlk olarak internet ortamında yazmaya başladınız ve ciddi bir okuma sayısı da elde ettiniz. Peki, bu tür platformlarda yazarlık serüvenine başlamak isteyenler için önerebileceğiniz şeyler var mı?

Valla doğal olun falan demeyeceğim. Son dönemde makyaj yokmuş gibi makyaj yapmanın moda olması gibi samimiymiş gibi davrananlarda çok fazla. O yüzden ben akışına bırakın, hırs yapmayın diyorum. Yazarlık maalesef hala ülkemizde gerçek bir meslek olarak görülmüyor. Ben mesleğimi sorduklarında “Yazarım!” dediğimde hala, “Tamam da asıl ne iş yapıyorsun?” diye soruyorlar. O yüzden çok da zorlamanın alemi yok. Ha kim bilir belki siz bir sonraki J.K. Rowling’sinizdir. Bilemem. Ama zaten öyleyseniz de kimsenin tavsiyesini dinlemeye ihtiyacınız yok demektir.

Sizce bir yazarın en büyük silahı nedir?

Tava… Şaka şaka =) Bunu cevaplarsam kendi silahlarımı açığa çıkarmış olacağım düşündüğümden cevaplamak istemiyorum. Sadece ufak bir ipucu vereyim; alt metinler.

“BUYRUN SİZE PİLLİ KÜTÜPHANE!”

Son olarak “pilli kütüphane” nin isim babası kim?

Pilli Kütüphane, üzerine çok fazla düşünülmüş, “Kitapların pili bitmez ki, ehehe!” esprisine bir göz kırpma gibi algılansa da aslı öyle değil. Bu hikayeyi de hiçbir yerde anlatmadım. İlk sana nasipmiş. =)

| İlginizi çekebilir:  Türkiye’nin Genç Yazarlarından Elif Yılmaz İle Kısa Bir Sohbet

 

Ben blogger olmaya karar verdiğimde, öğrenciliğin düşük bütçesi sebebiyle, e-kitap okuyordum. Elimde sürekli tabletle dolaşıyordum. Blog için isim aradığım bir dönem, eşimle, sevgili MEA, Milli Kütüphane’den bahsediyorduk. Bir yandan da elimde tablet var ve kitap okuyorum. Tabletin şarjı bitti ve ben, “Pili bitti ya!” diye bir serzenişte bulundum. Buyrun size Pilli Kütüphane!

 

Yazarımıza bu eğlenceli sohbet için teşekkür ediyoruz. Yolunun açık bütün hayallerinin gerçek olması dileğiyle. Yeni kitaplar için gözlerimiz yollarda.. 

İçeriği Beğendin mi?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Filiz Şakar İle Eğlenceli Sohbetimiz; “BUYRUN SİZE PİLLİ KÜTÜPHANE!”