Sodom ve Gomore


Hepinize tekrar merhabalar 🙂 Bugün sizlere apayrı bir konu ile geliyorum. Bu içerik ne bir kitabı ne de bir filmi içeriyor. Peygamberler döneminden günümüze kadar ulaşan bir lanetten bahsedeceğim size. 

Hepimiz müslümanız ve Allah’ın varlığından, gücünden, mucizelerinden asla şüphe edemeyiz. O bir’dir ve dünyamızı yaratan, bize sunandır. Ondan korkmadığımızı söylemenin, ibadetlerini yerine getirmemenin, emrettiği şeylerden uzaklaşmanın müslümanlığa sığmadığını çok iyi biliyoruz. 

Bu; peygamberler döneminde de böyleydi, şimdi de böyle. Ancak o dönemlerde Allah’ın mucizelerine tanık olmak çok daha mümkündü. Hepimizin aklına gelen yegane örneklerden biri: Denizin ortadan ikiye ayrılışı ve Firavun’un çürümeyen secdedeki bedeni… ya da Hz.Musa’nın Allah’ın kendisini görebilmek için yalvarışından sonra koskoca dağın yerle bir olması gibi. Bunlar Allah’ın kudretinden sual edemeyeceğimiz mucizeleridir. Peki pek bilinmedik, çirkin şeylerin yaşandığı bir dönemden gelen lanetlenme hakkında ne biliyoruz? 

Yalan yok, lanetlenmenin kara büyücüler ve mitoloji Tanrıları tarafından verildiğine ister istemez her zaman inandık. Türklerde, Müslümanlar’da böyle bir şey var mıdır, diye sorgulamadık. Çünkü insanlar lanetlenmenin, büyülerin sadece Cinler üzerine olduğunu düşündüler. Halbuki Cinlerden çok daha korkmamız gereken Allah tarafından lanetleme olacağını belki de hiç düşünmedik. 

O halde Hz.Lut’un hayatından özetle bu Sodom ve Gomere‘nin hikayesini anlatmaya başlayayım:

 

Hz.Lut (A.S)

Hz. İbrahim’in kardeşi; Harran’ın oğlu Hz. Lut Ibrahim aleyhisseläma ilk iman edenlerdendi.
Birlikte, Babil’den hicret edip Harran’a varmışlardı. Hz. İbrahim orada kalmıştı. Hz. Lut ise Sedom ve Gomore şehirlerinin bulunduğu Ürdün ve civarına gitti ve oraya yerleşti. Oldukça güzel ve zengin bir şehir olan, Sedom ülkenin en bayındır bölgesiydi. Hz.Lut’un ağabeyinden ayrılıp bu bölgeye gelmesinin (gönderilmesinin) büyük bir amacı vardı.

 

sodom ve gomore şehri ile ilgili görsel sonucu

Bundan 3600 yıl önce Ürdün Nehri altında kaldığına inanılan iki Sümer şehrinin adıdır aslında, Sodom ve Gomore. Hz.Lut ise Sodom şehrinde ikamet etmekteydi, peygamber döneminde. İnsanoğlu, yolun doğrusundan bir kere çıkmaya görsün; düşmeyeceği sapıklık ve yuvarlanmayacağı uçurum yoktur. Hz. Adem‘in oğlu Kabil’e yeryüzünün ilk cinayetini, üstelik öz kardeşinin canına kıydırmak suretiyle işleten şehvet hırsı, Hz. Lût’un kavmini büsbütün başka ve yüz kızartıcı bir ahlak düşkünlüğüne sürüklemiştir. Yani konu tamamen arzu, istek ve deli gibi bir şehvet…

Erkekler ne hikmetse artık kadınları istemiyordu. Bu sonsuz kavim erkek erkeğe cinsi birleşmeyi (livata) vazgeçilmez, sapıkça bir huy haline getirmişlerdi. Hz. Lût‘un dosdoğru yolu temsil eden bir Allah resulü sıfatıyla durmak ve yorulmak bilmez bir gayret göstererek yaptığı bütün ikazlar ve verdiği bütün acı-tatlı öğütler bu ahlak düşkünlerine zerrece bir tesir etmiyordu.

Nihayet her şeyi daha başından bilen Ulu Allah’ın kesin ve değişmez hükmünün günü geldi. Hz. Lût‘un sapık kavmi, Allah’ın başlarına vereceği karşı durulmaz bir felaketle, toptan mahvolacak ve yokluğun karanlıklarına gömülecekti.

 

sodom and gomorrah today ile ilgili görsel sonucu

Ulu Allah (c.c) bu kesin kararını bildirmek ve kendisine inanmış birkaç yakını ile birlikte, son günlerini yaşayan günahkar şehirden ayrılmasını söylemek üzere Hz. Lût‘a günün birinde üç tane melek göndermişti. Melekler; genç ve yakışıklı erkek kılığına girerek yeryüzüne inmişlerdi.

Sodom şehrine vardıklarında doğruca Hz. Lût‘un evine yöneldiler. Şehvet sapıkları şehre üç tane genç ve yakışıklı delikanlının geldiğini duyunca bir anda yollara dökülerek gelenleri görmek istediler. Meleklerin geçtiği yolun her iki yanı, ahlak düşükleri tarafından doldurulmuştu. Tap taze erkek kılığına girmiş meleklere bakarken hepsi şehvet kururganlıkları içinde kıvranıyor; ağızlarından salyalar akıyordu. Azgın kalabalığın arasında yollarına devam eden melekler, Peygamber Lût’un evine vardılar. Kudurmuş ahlaksızların hiçbirisi, ele geçirip azgın şehvetlerini bir anlığına tatmin edebilmek için arkalarından kıvrandıkları gençlerin, şehirlerini ve çevrelerini toptan yok etmeyi kararlaştıran Allah’ın emri ile birlikte gelmiş melekler olduğunu bilmiyor ve düşünmüyorlardı.

Allah’ın varlığını kanıtlamaya çalışan Hz.Lut halkının böyle oluşuna utanıyordu. Ancak ne yapsa onları dize getiremiyordu.

Melekler Lût‘un evine varınca önce kim olduklarını söylemediler. Arkalarına takılan kalabalık evin kapısına dayanmıştı. Anlaşılmaz sözlerle bağırışıyorlar ve Hz. Lût’un evine aldığı genç delikanlıları ellerine vermesini istiyorlardı. Hz. Lût (a.s) gelen misafirlerinden utanıyordu ve kapıda bağrışan kalabalığın azgın hırslarından endişe ediyordu.

Bir ara evinin kapısına çıktı; kudurmuş kalabalığa dündü “Ey azgınlar, soysuzlar, gelenler benim olduğu kadar kendinize de aziz misafirlerdir; yani hepinizin misafirleridir. Bu kadar da mı insanlığınızı unuttunuz? Bir parça olsun kendinize geliniz.” diye söze başladı.

Kalabalıktan homurtulu gülüşmelerin geldiğini duyunca “Size iki tane genç ve güzel kızımı vereyim. Gözlerinizi bürüyen şehvetinizi onlarla tatmin edin de tek beni misafirlerim karşısında rezil etmekten vazgeçerek buradan uzaklaşın” diye teklifte bulundu. Fakat kendinden geçmiş kalabalık hiçbir söz dinlememekte ve hiçbir teklife yanaşmamaktadır. Evin kapılarını arka arkaya zorluyor ve içerdeki gençleri istiyorlardı.

 

Ağlamaklı bir çehre ile içeriye dönen Hz. Lût‘a kapıdakilerin ısrarla istediği genç misafirler; melek olduklarını, Allah’ın emri üzerine geldiklerini bildirdiler ve dediler ki; “Allah’ın emri artık kesindir. Yıllardan beri söz dinletemediğin bu beyinsiz halkın artık sonu gelmiştir. Birkaç saat sonra topuna gökten ateş ve ölüm yağacak ve şehirleri ile birlikte yokluğa kavuşacaklardır. Onların başlarına gelmek üzere olan bu felaket, ısrarla Allah’ın emirlerine karşı gelenlere ve Peygamberler’in verdiği öğütlerine arka dönen sapıklara bütün devirler boyunca ibret dersi olacaktır. Allah’ın sana emri böyledir.”

“Gece olunca sana inananları ve yakınlarını alacak ve ölüm kokan şu lanetlik şehirden habersizce uzaklaşacak ve şu sapık halkı lanetlik akibetleri ile baş başa bırakacaksın. Sana bunları söyleme geldik.”

 

pompei şehri taş insanlar ile ilgili görsel sonucu

Allah’ın emri üzere Hz. Lût (a.s) ile inanmış yakınları meleklerin dediklerine uyarak Sodam ve Gomore‘yi o gece yarısı, sezdirmeden terkettiler. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte lanetlik şehirlere ve sapık halkına gökyüzünden görülmemiş bir Allah gazabı boşalmaya başlamıştı. Ahlaksız soysuzlar neye uğradıklarını anlayamadılar. Yüce Allah (c.c.) ulu sabrını iyice kötüye kullanarak günden güne daha da azgınlaşanlara yakıcı kükürt alevleri ile taşlar yağdırıyordu. Bir kaç saniyelik afet ve ölüm saçan bir yağmur sonunda, halkın yekünü ile birlikte bütün şehirlerini ilerdeki insanlığın gözleri önüne bir ibret dersinin örneği olmak üzere harabeye çevirmiş ve yerle bir etmişti.

 

Herkese Nuh’un gemisinin, Hz.Musa’nın hikayesinin, Hz.Adem ve Havva’nın aşklarını, kurban baymanın nasıl olduğunu sorsanız bilmeyen yoktur. Ancak insanlığa asıl ibret olması gereken bu laneti bilmeyen belki de çok az kişi vardır. Lanetlere ve Allah’a inanmayanların bu mucizeler karşısında başını eğmesi gerekirken hala aynı zorbalıklarına, cinayetlerine, dedikodularına ve azgınlıklarına devam etmeleri belki de yeni bir lanetin habercisidir. Ya da yepyeni bir mucize olacaktır. Çünkü ben bu tip ibret hikayelerini okuduğumda, yaşadığım bu dönemden fazla fazla izler buluyorum. 

Bu içeriği paylaşmamdaki amacı da sizlere kısaca ileteyim: İnsanlığın yitirildiği, tecavüzlerin, çocuk istismarlığının, hırsızlığın, yalancılığın, öldürmenin sonsuz derecede artmış olduğu bu dünyada başımıza neler geleceğini bilmiyoruz. Allah’ın laneti veya mucizelerinden korkmamız ve bu tip olaylara imkan vermememiz gerekiyor. El ele olup manevi değerleri korumak asıl görevimizdir, diye düşünüyorum. Bu zamana kadar meydana gelen bütün bu olaylar silsilesi akıllarımızı başımıza getirsin ve sesimiz çok daha fazla kişiye yayılsın istiyorum. Ulu önder Atatürk’ün biz gençlere bırakmış olduğu değerlerimizi koruyalım ve Allah’ın ibretlerinden ders alarak kalbimizdeki ışığı hiçbir zaman söndürmeyelim…

Başka bir içerikte görüşmek üzere, kendinize çok çok iyi bakın 🙂

(Kaynak: Ermişlerden Osman Efendi, Seçme Dini Hikayeler, Seda Yayınları, İstanbul 2000, s. 1122-128                                         Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Sodom ve Gomore”)

İçeriği Beğendin mi?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sodom ve Gomore