O BİR İSTANBUL ÖYKÜCÜSÜ/ SAİT FAİK ABASIYANIK


Edebi hayatına ilk başta şiir yazarak başlayan Sait Faik ABASIYANIK; hem toplum sorunlarını dile getiren hem de başını döndüren doğa güzelliklerini belirten öyküleriyle bizi kendisine çekmiştir.

Öykülerin de kendi gerçek yaşamından izlere sıkça rastladığımız Sait Faik, İstanbul’un çeşitli insanlarını, İstanbul’un akla gelmedik yerlerini mekan olarak seçip anlatmasından dolayı “İstanbul Öykücüsü” olarak bilinir. Onun deyimiyle onun eserlerinde ki karakterleri “Birtakım İnsanlar”dır. Eserlerinde son derece sade bir dil kullanan yazarımız; argolu, süssüz, içten bir üslup kullanmıştır. Sait Faik hikaye yazmakta ki amacının iyi bir dünya kurmak olduğunu belirtmiştir.  Öykü yazmaya Bursa’da öğrencilik zamanında başlayan Sait Faik’in ilk öyküsü “Uçurtmalar”, 1929 yılında Milliyet gazetesinin sanat köşesinde yayınlanmıştır. Bu öyküsünde, kendini kuş yerine koyup uçurtmaları yukarıdan izlediğini anlatır. İlk dönem yazdığı öykülerinde çocukluk ve gençlik yıllarını anlatan Sait Faik’in, sonra ki yapıtları şiirsellikle doludur. Belki de buna en iyi örnek “Lüzumsuz Adam” adlı eseridir. Yazarımız Lüzumsuz Adam adlı eserinin bir bölümüne şöyle yazmış;

“…Kendi peşimi bile bıraktım…”

Bu cümle aslında çok şey anlatıyor. Kim bilir, yazarımız bu cümleyi eserine harf harf işlerken hangi ruh haline bürünmüştü? Başka bir örnekte esnaf hayatını ve işsiz toplumu anlattığı “Mahalle Kahvesi” adlı eseri olabilir. Bu eserinde de yazarımız;

“Şu uyku insanın sevgilisi gibi bir şey, gelmeyince sinirlendiriyor.” diye bir not düşerek uykusunun gelmemesine olan öfkesini şiirsel bir yönle sevgiliye benzetmiş.

Sait Faik ABASIYANIK, sonra ki zamanlar da “Alemdağ’da Var Bir Yılan” adlı eserin de gerçeküstücülüğe yönelmiştir. Hikaye de ki konu ve olay akışını iyice ortadan kaldıran yazarımız, öykülemeyi ruhsal değişiklikler yoluyla yapmıştır. Eserlerinde insanın yalnızlığını ve bunun meydana getirdiği acıları irdelemiş,  eserlerini yaşamın hakkını vermek için yazmıştır.

Sait Faik’in şiir dalında tek verdiği eseri “Şimdi Sevişme Vakti” adlı eseridir. Bu şiirinin bir kısmına;

“Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım.

Baygınlık getiren şiirler.”  diye yazmıştır.

Yaklaşık yüz elliden fazla eseri bulunan Sait Faik ABASIYANIK, dünyaya bakış felsefesini, “Her şey bir insan sevmekle başlar” sözüyle özetlemiştir.

Denize ve balıklara olan sevgisiyle de bilinen Sait Faik, bunu bu sözüyle dile getirmiştir;

“Ben denizi, balığı, balık tutanı, ekmeğini denizden çıkaranı çok severim.”

Eserlerinin bir köşesinde kendimize rastladığımız Sait Faik ABASIYANIK’ ın her eserinde aklımıza ilmik ilmik dokunan sözleri bulunur. İşte bazı eserleri ve bazı sözleri;

“Önce kafasını gösterdi:
— Kafa dediğin eskir, ihtiyarlar, ölür bile insan ölmeden, dedi.
Sonra kalbini gösterdi:
— Eskimeyen, eksilmeyen şey buradadır.” (Alemdağ’daVar Bir Yılan)

“Sonra?
Sonra?
Her şeyin sonrasını düşünürsen en sonrası günün birinde son nefestir…” (Kayıp Aranıyor)

“O üzüntü birdenbire gelir. Hava yağmurludur. Bir sonu gelmeyecek başlangıç. Böyle sürüp gidecek gibidir her şey. Öyle ki, çocuklar bile çirkindir.” (Havuz Başı)

İçeriği Beğendin mi?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

O BİR İSTANBUL ÖYKÜCÜSÜ/ SAİT FAİK ABASIYANIK